Beyaz Adam

Danışman, ilkel topraklara ‘medeniyet’ götüren beyaz adam değildir. Kendini böyle görmemelidir ve danışanlara o izlenimi vermemelidir. Aksi takdirde projeyi baştan başarısızlığa mahkum etmiş olur.
Danışman, bir kurumdan içeri durduk yere girmez. Dışarıdan birini getirip, ayağına olanakları serip bir de üstüne yüklüce (?) para vermek için danışmanı çağıranın bu ‘rahatsızlıklara’ katlanmasını gerektirecek bir durumu olmalıdır.

Ya işler yolunda değildir, ya özel ama süreli bir uzmanlık gerekiyordur ya da olması istenen değişikliği ifade edecek bir sese ihtiyaç vardır.

Yani kısacası danışman şu üç rolden birini yerine getirmeye gelmiştir:

Uzmanlık
Özel bir işi iyi bilen veya özel bir problemi çözme, sistemi kurma yetkinliğine sahip olmak

Yardımcı el
Kurum içindekilerin tecrübe veya bilgisinin yetersiz kaldığı noktada yardımcı olmak ve projenin başarıyla sonuçlanmasını sağlamak

İşbirliği
Kurumda kapsamlı bir değişiklik gerektiğinde içeridekilerle birlikte bu değişiklik için çalışmak ve bu sırada içeridekilerin söylemesinin sorunlu olacağı acı reçeteleri sunmak

Yani uzun lafın kısası danışman hangi rolde olursa ona uygun davranmak durumunda olan, iş süresince veya bittiğinde günah keçisi ilan edilecek ama onsuz da işlerin yürümediği (tercihen) bilgi ve tecrübe sahibi kişidir.

Bu nedenle danışmanlık çok zor bir iştir. Önce danışmanlık yapacak kadar tecrübe kazanmanız gerekir. Bu tecrübeyi farklı problemlere, sektörlere, ölçeklere, kültürlere, vb. uygulayacak kadar içselleştirdikten sonra da uygulayabilmelisiniz. Bunu yaparken de güven verecek kadar samimiyet kurarken yüz göz olmaktan da kaçınabilmelisiniz.

Dediğimiz gibi çok zordur. Dışarıdan bakınca işi yapıp, paranızı alıp gittiğiniz, sonrasından da zerrece mesuliyet duymadığınız gibi bir intiba olsa da aslında namınız sizi sürekli izler. Yani kaç kere başarsız olabileceğinizin çok da büyük olmayan bir sınırı vardır. Kimileri bu krediyi hızla doldurur, kimisi ise başarıları ve kurduğu ilişkilerle yaşamını zenginleştirir. Sonuçta bu tip işlerde en etkili pazarlama aracı müşterinizin övgüsü ve sizi tavsiye etmesidir.

Fakat şunu da unutmamak lazım: Bizler danışman olarak geçen yıllar içinde çok tecrübe kazansak da yeni bir kapıdan girdiğimizde bazı alanlarda yeni mücadelelerle karşılaşırız. Ayrıca müşterilerimiz yani danışanlar da belirli konuları bizden iyi bilirler. Kendi işlerinin, sektörlerinin özel problemleri ve ilişkileri onların uzmanlığıdır. Eğer bir kurumun başındakiler, ki bunlar işletme sahipleri de yöneticileri de olabilirler, yıllardır bu konumdalarsa bir şeyleri doğru yaptıkları içindir. Bu şeylerin ne olduğu vakaya özel değişebilir.

İşte bu nedenle danışman bilgi ve tecrübesi ile bir değişimi gerçekleştirmek, bir fark yaratmak için o kapıya çağrılmış olsa da her şeyin doğrusunu bilen ve bunu empoze edecek olan kişi değildir. Yani danışman gittiği ilkel topraklara medeniyet götüren kolonyal beyaz adam değildir ve öyleymiş gibi davranmamalıdır. Her şeyin doğrusunu içeren reçetelere sahip olduğunu ve elindeki tek ve mutlak doğrunun uygulanması gerektiğini düşünmemelidir.

Çünkü bu yaklaşım, işlerin yolunda gitmediği ilk anda elimizde patlayacağı gibi daha baştan içte direnç de oluşturacaktır. Bu dirençle başa çıkmak için harcanacak enerji ve zaman ise gerçekten iş yapmak için var olan rezervlerden gideceği için projenin başarı şansı da azalacaktır.

Elden geçecek sistemlerin ihtiyaç duyulan hassasiyette gözlenmesi, incelenmesi ve bütün o ‘tecrübe’nin bunun ardından problemlerin çözümüne uygulanması en doğru yoldur. Bol düşünüp gerektiği zaman konuşulması ve mutlaka bir aksiyonla sonuçlandırılması ilerleme için şart olduğu gibi yukarıda bahsedilen nam için de iyi cephanedir.

Evrenin her noktasında olduğu gibi enerjinin hangi verimle işe dönüştüğü sistemlerin başarısının merkezindedir. Kapalı sistemlerde entropi artar. Danışman, dışarıdan soktuğu enerji ile düzensizliği azaltmaya çalışan kişidir. İç sistemin bir parçası olursa veya entropiyi arttıracak çalışmalarda yer alırsa ‘ah bu danışmanlar’ diye başlayan serzenişlere malzeme üretmenin ötesine geçmeyecektir.

Danışmanlık da bir hizmettir. Hizmet, çok özel bir üründür. Öncelikle üretildiği anda tüketilir. Depolama şansı yoktur. Bu yüzden raf ömrü de yoktur. Beklediği yerde bozulamaz.
Ama bunun bir de karşılığı var: Ürün iadesi de yoktur. Değiştirme de yapamazsınız. Garanti kapsamına da sokulamaz. Bu yüzden ürünün ilk seferinde, tam zamanında ve doğru şekilde hizmeti alana teslim edilmesi esastır. İlk sefer ve tam zamanı kolay anlaşılabilir ama ‘doğru şekilde’ ise konuda yıllardır teorik ve saha çalışmalarını yapanların ortaya koyduğu değerlendirme modelleri yer alıyor. Tabii ki her model gibi ilgili alana adapte edilmesi ve ete kemiğe bürünmesi şart.

Sizler de bu yüzden ev almayın, danışman alın. Ama ince eleyin, sık dokuyun. Doğru danışman bedelinin karşılığını kat kat verecektir. Yanlış danışmanın verdiği zararı gidermek için harcayacağınız ise bunun kat kat üstünde olacaktır.